İlk günden beri Afrika’ya dair birçok soru vardı kafamda. Albino hastaları mesela ? Siyah bir anne babadan beyaz dünyaya geldiğinde nasıl karşılıyorlardı ? Bedenen engellilere nasıl yaklaşıyorlar ? Doğuştan gözleri görmeyenlere karşı bakış açıları neydi acaba ? Lanetlendiğini falan düşünüyorlar mı ? Kanser hastalarını düşünüyordum ilk zamanları. Sağlık sisteminde dünyada parmakla gösterilen ülkem bile kansere karşı çaresizken, hatta bazı kanserlerin ilaçlarını dahi getiremezken yurt dışından, oralarda nasıl oluyor acaba diye çok düşünürdüm. Türkiye’den giden gönüllülerin Sıtmadan öldüğünü görene kadardı kansere karşı düşüncem.Basit bir sıtmayla gözlerini yumuyordu Afrika’da insanlar kanser hak getire. Bunlar fiziki hastalıklardı. Belki tanımlamam yanlış olabilir ama beni anladığınızı düşünüyorum. Fiziki hastalıklar dedim ya. En çok merak ettiğim şey ruhsal hastalıklar. Afrika’da Depresyona girmek diye bir tabir var mıdır bilmiyorum ama insanın olduğu yerde depresyonda vardır ruhsal hastalıklarda. Epilepsi krizi geçiren hastaya ne yapıyorlardı mesela Afrika’nın en ücra köylerinde ? Panik atak, Bipolar mesela ?
Kenya’nın köylerinde programlarımı gerçekleştirirken karşılaştım bu ablamızla. Hastalığı nedir , teşhis konmuş mudur? bilmiyorum ama bildiğim bir şey var tedavisi bu değildi. Bu olmamalıydı. Kafamdaki bütün soruları geçtim aklımda olan her şeyi unutuyordum o an. Ağaç dallarından yaptıkları parmaklıklara bağlamışlardı bir bez parçasıyla kolundan. Siz hiç ruh ve sinir hastalıkları hastanesine hasta ziyaretine gittiniz mi ? Ben çok gittim. O hastanenin sınırları içerisine girmenin bile hissini çok iyi bilirim. Yüksek duvarlar vardır orada. Aşılabilir gibidir ama aşamazsınız. Özgür gibisinizdir ama tutsaklığı yaşarsınız. Hastalığınız diğer hastalıklar gibi değildir. Kaldığınız yer diğer hastaneler gibi hiç değildir.iyileştiniz zannedersiniz ama hiç bir şey eskisi gibi değildir. Her şey geldi o an aklıma hepsini tekrar yaşadım. Her bir dakikasını. Ziyarete her gittiğimde bütün hastaların abi ben iyileştim söylesene aileme beni çıkartsınlar buradan deyişleri çınladı kulağımda. Bir şeyler diyordu ama anlamıyorduk. Muhtemelen aynı cümleler diye düşündüm. Ben iyiyim çıkartın beni. Çözün ellerimi diyordur dedim. Fazla yaklaşmayın saldırıyor dediler. Bisküvi dağıtıyorduk çocuklar için, ondan verdik ona da mutlu oldu. Bizlerde mutlu olduk güldüğünü görünce. Sonra ? sonrası yoktu açıkçası.Yapabileceğim hiç bir şey yoktu.Ama sizin yapabileceğiniz birçok şey var biliyorum. Birçok mesaj aldım bununla ilgili. Tıp öğrencilerinden işletme öğrencilerine, bankacılara, ilahiyatçılardan öğretmenlere, gazetecilerden esnaflara. Afrika’da böyle bir durumda var. Bunu da bilin istedim. Mesleğinizin, ilgi alanınızın ne olduğunu bilmiyorum ve siz farkında bile değilsiniz belki ama Afrika için, insanlık için yapabileceğiniz çok şey var. Afrika’nın size ihtiyacı var.